ÇİN
Şubat’ın ilk
hafta sonu Safranbolu’daydık.
Çin, Wuhan,
Corona…. bu üç kelime henüz aynı anlama geliyordu.
Kaldığımız
pansiyonda birkaç çekik gözlü vardı.
Tedirginliğimizi
fark eden pansiyon sahibi; “çekinmeyin bunlar Çinli değil Tayland’lı” diye
açıklama yaptı.
Çekik
gözlülerden herkes kaçıyordu.
Bu nedenle
Çinli olmayan çekik gözlüler, dijital çantalarından “Ben Çinli Değilim”
mesajları yayınlıyordu.
Şubat’ın
sonlarına doğru eve gelen bir oyuncağın,
“Made In Chine” olduğunu görünce hayli tedirgin olmuştum.
Oyuncak,
dezenfekte edildikten, bir süre karantinada kaldıktan sonra kullanılmaya
başlandı.
Sadece bende
değil hemen herkeste büyük bir ”Çin Hassasiyeti” vardı.
Yecüc Mecüc
gibi, Dabbetül arz gibi…
Çin’den, Çinliden kaçıyor, kaçışıyorduk.
Günlerce Çin’i
Çin'den gelen verileri konuştuk.
Biz
konuşurken Virüs; Avrupa’ya, ABD’ye, Asya’ya aktı…
Suriyeli ya
da Meksikalı göçmen değil ki mübarek; önüne duvar çekesin, botunu batırasın,
tel örgülere sarasın, gözüne lazer tutasın…
Bilgi
çağının, bilgisizlik çağlarının, sanayi devriminin, teknoloji uyanışının bütün
sınırlarını Yeni Corona delik deşik etti.
Mart
itibarıyla Çin, salgın haberleri içinde bir detaya dönüştü.
İtalya,
Fransa, Almanya, İngiltere… Roma, Paris, Berlin, Londra… Wuhan’ın, Çin’in
yerini aldı.
Wuhan gibi
Çin de aklandı, paklandı.
Gülücükler,
kutlamalar, ışık şovlar yapıyorlar.
Yeni
kurulmuş bir parti gibi konvoylarla dün italya’ya girdiler…
Sağlık
yardımı getiriyorlarmış.
Diğer AB
ülkelerine hatta ABD’ye de girebilirler, şaşırmam.
Krizin
kurbanı gözüyle bakılan Alibaba,
Avrupa’ya
milyonlarca maske ile yardıma koşuyor…
Bazıları Çin’in
devri başladı diye yazıyor.
Başlamış
olabilir de kaç gün sürer meçhul.
Yaşadığımız
bu olağanüstü dönüşüm ve barındırdığı dönüşüm potansiyelleri; filmlerde olsa, abartmışlar
derdik.
Yeni Coronayla
sahneye çıkan Yeni dünyanın normali bu.

Yorumlar
Yorum Gönder