ZURNA 4: SİYASET


Demirel, Ecevit, Özal, İnönü, Türkeş, Erbakan...
80'li yılların siyasetinde başrol onlarındı. 
Bir yandan "Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım" demiş bir alimden dersleniyor bir yandan siyasete ilgi duyuyordum. 

Demirel, sanki sahne sanatları icra ediyor, hokus pokus yapıyordu.
Ecevit, ya kara sevdaya tutulmuş ya da tutulduğunu sanan bir şairdi. 
Özal, gariban evin iyi eğitim almış, kelimeleri değişmiş, ailesine yabancılaşmış çalışkan çocuğuydu. 
İnönü, siyaset kanına şırıngayla verilmiş, ihtiyaçtan oyuncuydu. 
Türkeş, sevdiğim iki ağabeyim ve neredeyse bütün sülalemin peşinden koştuğu akıncı beyiydi. 
Erbakan, dinin, milletin ve medeniyetin siyasetçisiydi. 
Haklarında çok bir araştırma yapmadım. 
Aşina olmaktan dolayı Türkeş'e, inanmak ve itimat etmekten dolayı Erbakan'a meylim vardı. 
Bir süre sonra Erbakan sahnede yalnız kaldı.
Muhsin Yazıcıoğlu selam verene kadar. 

Erbakan; Kıbrıs, Taksim Camii, İslam Dinarı, D-8, Emperyalist Amerika, Hristiyan Avrupa... her konuda; sözün, hakikatin, medeniyetin, kendine ve milletine güvenin siyasetçisiydi. 
"İnanıyorsanız üstünsünüz" diyor %1'lerdeki oyu ile aleme meydan okuyordu.
Hassas, nazik, kibar, irfan sahibi, kararlı, imanlı bir karakterdi. 
Onu duyarsız, kaba, cahil, uçarı olarak milletin zihnine nakşetmek isteyenleri tek tek yendi. 
Tırnakları bir iktidar inşaa etti.  
Rakiplerinin onu yenmesinin yolu yoktu. 
Bu yüzden zora başvurdular. 
Başbakanlığını elinden aldılar. 
28 Şubat'ta boncuk boncuk terleri gözümüzün göz yaşı oldu.
O dönemde daveti; sükunete, huzura, kardeşliğeydi, taşkınlığa geçit vermedi. 
Yetiştirdiği çocukların gereğini yapacağından emindi.
Öyle oldu. 

80'lerin sonlarına doğru MHP'den ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu'na muhabbetim vardı. 
Bir ağabey gibi. Onlardan biri gibiydi benim için. 
Oy olarak bir varlık gösteremeyeceğini biliyor ama duruş olarak "işte duruş budur" diyordum.
28 Şubat sürecinde o duruşu herkese gösterdi. 
Delikanlıydı, dava adamıydı, gözünü budaktan sakınmayandı...
Erbakan hoca ile bir olmalarını arzu eden çokça insan vardı. 
O insanlardan biriydim.
Görmek nasip olmadı.

Hepsi göçüp gitti. 
Hepsine rahmet olsun.
Erbakan hoca gibi bir siyaset dehası, Muhsin başkan gibi bir siyaset delikanlısı bir daha gelmez herhalde.
Belki gelir, biz görmeyiz.  


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MELEKLERİN İNTİKAMI

SAFRANBOLU ve KALP