ATEŞ PAHASI KAHVE
Bir gün Kanuni Sultan Süleyman maiyetiyle beraber Istranca Ormanları'na doğru avlanmak üzere yola çıkar. Tam ormana vardıklarında yavru bir ceylanın peşinde koşuştururken bulutlar kararır, gök gürler ve şiddetli yağmur başlar. Herkes iliklerine kadar ıslanır. Ne yapacaklarını bilmez bir haldeyken civarda kandili parlayan bir kulübeye koşarak gidip sığınırlar. Konuksever kulübe sahibi ıslanmış onca insanı ısıtmak için yakacak neyi var neyi yoksa hepsini yakar. Birkaç saat sonra misafirlerin üstü tamamen kurur ve yol görünür. Lala, kulübe sahibinin yanına gidip teşekkür eder ve ateşin pahasını sorar. Adam, "Bin altın efendim" der. Lala, "Yaktığın odunlar bir altın bile etmez niçin böyle densüzlük edersin" diye adama çıkışınca adam da "Evet odunlar dediğiniz gibi bir altın bile etmez; ama yağmur altında, bu dağ başında, ateşin karşısında ısınmak çok pahalı bir şey onun için ben sizden odun parası değil, ateş pahası istedim."der. (Türkiye'...