ÇİP
Yeni Corona Virüsü'nün hangi yüzeyde ne kadar yaşadığı tam olarak bilinmiyor.
Sağlık Bilimleri üzerinde çalışan MedRXiv platformunda yayınlanan bir çalışmaya göre virüs; havada 3, bakırda 4, kartonda 24, plastik ve paslanmaz çelik üzerinde ise 72 saate kadar yaşayabiliyor.
Bu
veriler doğru ise ki bence doğru, virüsü fiziki engellerle durdurabilmek
imkansız.
Veriler
online yayınlanıyor.
An
itibarıyla (21 Mart, 15:12) tüm dünyada teşhis konulmuş enfekte insan sayısı;
278 bin 136.
Hastalığa
yakalananların 89 bin 259’u iyileşmiş, 11 bin 570’i yaşamını kaybetmiş.
Yaklaşık 3
ayın tespit edilmiş bilançosu bu.
Enfekte
olmuş insanların temas ettiği kişileri, malları, ambalajları, ortamları hayal
edin.
Acaba
kaçımıza bulaşmıştır? Ya da bulaşmadığı kaç kişi kalmıştır?
Uzmanlar
her yerde söylüyor; “bu virüs herkese bulaşacak.”
Tıpkı
diğer virüsler gibi bununla da yaşamayı insanlık öğrenecek.
Herkes
tedbir alsın almalı, tamam.
Ama
paranoyanın alemi yok.
Bütün
dünyanın ve sağlık sisteminin tek gündemi Yeni Corona.
Panik
ataklar, obsesifler, kanserliler, kronik hastalıkları bulunanlar …
ikinci
sınıf hasta gibiler.
Diğer
hastalar ölmüyor mu?
Onlarla
ilgili veriler de her gün, her saat, her an paylaşılsa yaşamakta olduğumuz
travmanın benzerini yaşamaz mıyız?
Yaşarız.
Hem de buz gibi.
Mevcut
gündem yönetiminin sosyal maliyeti bir süre sonra dikkat çekecektir.
İlk
mağdurların sosyal bakımdan da yaşlılar olduğu ise kesinleşti.
İtalya’dan
gelen veriler, riskin en yüksek olduğu kitlenin yaşlılar olduğunu gösteriyor.
Bu bilgi
üzerine ülkemizdeki yaşlılar linç yemeye başladı.
Kimi
belediye güya ironi yapıyor; evinin önünü kazmaktan bahsediyor.
Kimi
bankları kaldırıyor.
Sokağa
çıkan yaşlılara, yürüyen virüsmüş gibi bakılıyor.
Lince
uğramaktan korkan çok sayıda yaşlı, kapısının önüne çıkmaya korkuyor.
Onları
ölüm yalnızlığına hapsetmenin maliyeti, kimsenin umurunda değil.
Maalesef
dünyayı, gardiyanı Yeni Corona olan bir hapishaneye dönüştürdük.
Herkes
yaşananları sorguluyor.
Yine
herkes sorguladığı kadar çekiniyor.
İnanmadığı
kadar korkuyor.
Beyni ve
bedeni ayrı hareket eden bir organizma gibiyiz.
Fiziken
görünmüyor ama sanırım zihin altımızda çipler çalışıyor.
Kontrolümüz
dışımızda.
28 Şubat
sürecinde Türkiye’de yaşadığımız Akşam 9 Nümayişi’ni; en çok mağduru olanlar
tekrar ediyor. Kimin için kime karşı?
Gerekçesi
olmayan bu davranışı nasıl normal karşılayacağız?
Gürültü
yaptığımızda sağlıkçılar güçlenecek, virüsler korkup kaçacak mı?
Yeni
Corona’ın varlığından çok üzerine boca edilen gündem ölümcül.
Varlığına
karşı dikkatli olduğumuz kadar gündemine karşı da dikkatli olmazsak; dikkatli
olmamızı gerektirecek bir şey kalmayacak.
Vesselam.

Yorumlar
Yorum Gönder