ZURNA 3: ÜSTAD


*
1985-86  namaza başladım. Yalan yanlış kılıyorum.
Bilgi "Allah'tan gayrısını düşünmenin orucu bozduğu" düzeyinde olunca, ağır bir obsesifim.
Namazı cemaatle kılmak 27 kat faziletliymiş. 
Sene 86 Yakacık donuyor. 
Ev camiye uzak. 
Sabah namazlarından başlayarak camiye gideyim diyorum. 
İki üç kez başarabildim. 
O günlerden birinde Alparslan Türkeş'le camide karşılaşınca durumun ehemmiyeti artıyor gözümde. Sabah namazına devam edemedim ama camiyle bağım güçlendi. 
Bir de Davudi sesli Bedri Hoca vardı ki, edası camiye davet için herkese yeterdi. 
Allah rahmet etsin. 

Cumalar, vakitler, sohbetler, kitaplar... 
Yakacık Çarşı Camii artık bir yaşam mekanıydı. 
Nurcular, Milli Görüşçüler, Nakşiler, Kadiriler, Radikaller... envai çeşit grupla camide tanıştım. 
Hepsi de iyi insanlardı. 
İstisnası olmaksızın hepsi Hakkı tavsiye etmeye gayret ediyordu. 
O zamanlar muhafazakar dindar olmak prim yapan bir şey değildi zaten. 

Camide çok sayıda sohbete katıldım. 
Zaman zaman gruplar kendi mekanlarına davet ettiler. 
Her davete icabet etmeye çalıştım. 
Bediüzzaman Said Nursi ile tanışmam bu davetlerden birinde oldu. 
O güne ve o güne vesile olana sonsuza kadar duacıyım. 
Bediüzzaman iman hakikatlerinden bahis ediyor. 
En azından talebesi olan Abdullah Yeğin ağabeyin öncülük ettiği okuyucular grubu bu özelliğine vurgu yapıyordu.
Bir iki kez Abdullah Yeğin ağabeyin de dersinde bulundum. 
Samimiyet, mahviyet, irfan... Müslümanlık bu olmalıydı.

Bediüzzaman;
Bitlis'in ücra bir köşesinden adsız namsız bir Kürdün insanlığın umudu olma iddiasıdır. 
İnsan insan, insan eşya, insan Allah ilişkisini nevi şahsına münhasır kavrama ve anlatabilmenin adıdır. 
Kainatın en güçlü varlığı olarak inanmış insanı konumlandırma öz güvenidir. 
Kur'an ve hadisle vazedilmiş nasa sıkı sıkıya bağlıyken bugünü ve geleceği yorumlama özgüvenidir. 
Sözün özü tam bir üstattır. 

Risale-i Nur okuyucusuyum o zamandan beri.
Risale-i Nur okumayı; "Nurculuk" olarak markalamaya karşıyım.
Risale-i Nur kaynağından beslenmek dışında, grupların içine girdiği her türlü faaliyeti hakikate zararlı buluyorum.  
Risale'yi ve Bediüzzaman'ı çıkarları için araçsallaştıranlardan beriyim.

Çok okudum, okuyorum. 
Bediüzzamanla ilgili çok eleştiriye rastladım.
Her beşer gibi çok hatası vardır, olabilir.
Eserlerinde de hatalar vardır, olabilir. 
Ancak... 
Onu eleştirebilecek çapta bir birikimi henüz bilmiyorum.

Allah'ın rahmeti üzerine olsun.



* İdlip'te, Elazığ'da, Van'da, Pendik'te... afetlerle imtihanımız var.
Allah ölenlerimize rahnet etsin.
Yaralı ve hastalarımıza şifa versin.
Üzerimizdeki belaları def etsin.
Amin. 

Yorumlar

  1. İzmirde Liseden yeni mezun olmuştum maddi durumum olmadığı için dersaneye gidemiyordum bir gün okuyucularla tanıştım nasipki Mustafa Sungur abinin sohbetine katıldım ve Sungur abi sohbette gözümün içine bakarak Şu altı aydır otuz altı ekmekten ibaret bir kile buğday bana kâfi geldi. Daha var, bitmemiş. Ne miktar kifayet (Hâşiye) edecek, bilmiyorum." Mektubat 16. Mektup ,o an anladım ki bu kadar sıkıntının içinde bunları risale nuru yazan üstadın yanında bizim çektiğimiz sıkıntılar ne ki S. Soner Güler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

MELEKLERİN İNTİKAMI

SAFRANBOLU ve KALP

ZURNA 4: SİYASET